Google
TEKNOLOJININ ILERLEMSI VE CAGIMIZIN BILGISAYAR CAGI OLMASI VE MALIYETI UCUZ ,KALITENIN YERINI ARIYOSANIZ TAM YERINDESINIZ GUVEN CERCEVESI ICINDE TEMIN EDILMEKTEDIR...

Get your own Chat Box! Go Large!
JUSTİN TUMBİRLENK MY LOVE

« Önceki |

4/4/2007

ASK

Bu aksam hayalin canlandı gözlerimde

Işık oluyorsun bana karanlık gecelerimde

Yıllanmış sarap gibi yanıyorsun içimde

Bu aksam seni ölesiye özledim...

Bu aksam seni görmek istiyor gözlerim

Sıcak ellerini tutumak istiyor ellerim

Sevginle dolup taşmak istiyor kalbim

Bu aksam seni ölesiye özledim...

Bu aksam seni senden son defa istiyorum

Dayanacak gücüm kalmadı bekleyemiyorum

Ellerim semada dualar ediyorum

Bu aksam seni ölesiye özledim...

24/3/2007

İNSAN





İnsan ve Gerçek


İnsan olarak yaratılmış olmak hiç şüphesiz, minnet kalacağımız, şükran duyacağımız ve itiraz etmeden önünde secde edeceğimiz bir vakıadır.
Her şeyi yoktan var eden Allah olduğu inancıyla, bizden istenilen ödev ve görevlerimizi mutlaka bilmemiz gerektiğini, hiçbir zaman unutulmamalıyız.
Şayet bu bilinçte değil isek, kendimize olan saygımız meydana çıkacaktır.
Bilincin olmadığı bedenlerde, avuntular devreye girer, bu durumu idrakimiz bildiği halde, irade bunu temin etmediğinden zaman kaybı kaçınılmaz olacaktır.
Fakat insan olarak güç sahibiyken ukala, bencil olmamız, bittiğinde ise biçare kalmamız yaratan tarafından, rahmetinin tecellisi olarak uyarılmamıza sebep oluyor.
Ayrıca insanlık tarihinde yaşanmış hayatların hikâye edilmesi, muhatap alınan insanın ibret alması ve doğruyu bulması lüzumundandır.
İnsana kul olduğu gerçeğini, tarihi hakikatleri, en şerefli mahlûk olduğunu, öğreten ve eğiten yine odur.
Lakin yapımız en mükemmeli ikmal etmeye müsait olmasına rağmen, nefsimize bu uğraşlar zor geldiğinden, kolay ve basit olanı tercih ederek avunuruz.
Oysaki böyle mükemmel yaratılmış bir insana, basitlik, tembellik yakışır mı?
Yaratılmasının, insan olarak muhatap alınmasının, temel sebeplerini merak rehber, akıl, bilgi, tecrübe ve muhakeme koşullarını öğrenmez ise, maalesef hayatta sadece beşer kalmaya mahkûm olacaktır.
Zira merak eden, kimliğini ve kişiliğini oluşturan, medeni bir insan olgusunu kazandıran temel değerleri önemsemeyerek yaşamak, insan için en büyük zillet olduğunu bilmeliyiz.
Bir insanın kendi özelliğini ve kapasitesini bilmemesi ne kadar korkunç bir kayıptır zira kaybedilen değerin ne olduğu bilinmeyecektir. Beyhude geçirilmiş bir yaşantının, neye malolduğunu merak ederek okumalıyız, öğrenmeliyiz ve ilk emrin oku olduğunu bilmeliyiz. Bilinçsiz ve rasgele yaşanmış bir hayatın bedelini ödemeye asla hazır değiliz!
Rehber, akıl, bilgi ve uygulamalar neticesinde muhakememiz devreye girerek, tecrübe birikimimiz bizlere doğruyu bulmamıza, gerçeğe koşmamıza en büyük katkıyı sağlayacaktır.
Bizler neyi, ne zaman ve hangi ölçüde ve kiminle yapacağımızı çok iyi hesaplamalıyız zira bu yeterince yapılmazsa, neticesini merak etmeye gerek yoktur.
Yaşadığımız hayatın ve her şeyin, bir hesap ve kuvvet dâhilinde tanzim edildiğini asla unutmamalıyız, bu sebeple manalı olduğunu bir bilmeliyiz.
Bu formülü unutur ve ihmal edersek, henüz kendimizi tanımadığımız ve ruhumuza yabancı kaldığımız ortaya çıkacaktır.
İnsanın kendine olan öz güveni nasıl kazandığını unutmaması ve bunu önemsemesi, konunun özünü ve çözümünü bulmak adına son derece önemlidir.
Annesi, babası ve çevresi tarafından kendine sağlanan sosyal şartları ve kuvvet desteğinin ne amaçlarla verildiğini ve sebeplerini analiz ederek bulur ve anlarsa, yaşamanın bedelini de, bu nispette deruhte etmek durumunda kalır.
Hayatın, rasgele ve tesadüflere göre tanzim edilmediğini, çok pahalı bir bedel ödendiğini anladığımız gün, yeniden dirilişimiz veya nihayetimiz olacağını bilmeliyiz.
Bu sebeple, düşünmenin temel şartlarını oluşturan, rehber, akıl, bilgi ve tecrübeler ışığında hareket ederek, muhakeme vasfımızı bilerek yol kat etmeliyiz.
Denenmemiş cesaret veya koşulları hazırlanmamış hareket, bizleri beklemediğimiz durumla karşı karşıya getirir ve altından kalkamayacağımız bir bedele malolur.
Bu bakımdan hisler denendiği ölçüde itibarlıdır, heyecan kontrol altındayken zevkli olur, hırs dizginlendiği ölçüde anlam kazanır…

24/3/2007

İSTE ANNELİK DUYGUSU





Bilsem!



Bilsem şu sevgiyi tanışsam,
Kaynasam, yansam, yakışsam,
Arza bunu yaşayanlara baksam,
Hicranımı dahi onlarla yaşasam.

Sevgi nedir, var mı bilen söylesin,
Zevki, heyecanı ona yüklemesin,
Nefsini bilsin, birliği paylaşsın,
Her amelini, sevgiye bulamasın,

Sevgi hayattır, bizzat yaşamaktır,
Onsuz hayat, efkâra batmaktır,
Bulunmaz sinelerde, inkişaftır.
Sevgiyi, bahşeden de yaşamaktır.

Hakkiyle bilinmiyor, deneniyor,
Önüne gelen sevdiğini söylüyor,
Biganeyim, hasretim, özlemimdir.
Sevgiyi, hak ettiği yere koymaktır.

Bakıyorum, şaşıyorum, kınıyorum,
Sevgiyi karıştıranlara kızıyorum,
Her istek sevgi olsa, haz yaşanmaz,
Sevgi asla ahenksizlikle barışmaz.

Sevenler, sevdiğini söyleyenler,
Birbirine karışanlar, Bir’i unutanlar,
Depreşenler, kimliğini kaybedenler,
Aidiyetini dahi bilmeden, sevenler!

Sevmek haslettir, manadır, ummandır.
Arzı kâinatı yudumlamak, anmaktır,
Haykırmak değil, hal ile yaşamaktır,
Sevgiyi, bahşedenle buluşmaktır.

24/3/2007

HİKAYELER





Yüzü Olmayan Adamlar

Yüzü olmayan adamlar tanıdım uzun bir süre. Hiçbiri benim farkımda bile değildi. Onlar için belki ben yoktum ama benim için onlar hep vardı. Yeryüzüne çok yavaş ve yumuşak bir iniş yapardım aslında, ama onların omuzlarına konduğumda çividen bir yatağa yatmış gibi hissederdim. Onlar yine beni fark etmezlerdi.
Bir gün rotamı değiştirmeye karar verdim. Bulutlardan rica ettim, beni çok uzak bir yerden yeryüzüne göndereceklerdi. İndiğimde kendimi bir hapishanenin camında buldum. Simsiyah parmaklıklarla çevriliydi. Soğuk ve ruhsuz… Birden sım sıcacık oluverdim. Birisi beni eline almıştı. Çok garip bir duyguydu. Çünkü bu sefer çiviler batmıyordu. Aksine hafiften bir müzik eşliğinde kendimi kaptırmışçasına düşte gibiydim. Hafiften gelen müzik ruhumu okşuyordu. Bu kocaman eller arasında yitip gideceğimi sanırken aksine daha da büyüyordum.
Ne kadar zamandır buradayım bilmiyordum. Ama bitmesini istemiyordum. Korkarak gözlerimi açtığımda karşımda bana gülümseyen sıcacık bir yüz buluvermiştim. İçimde garip bir şeyler oluyordu. Bana öyle tatlı gülümsüyordu ki. Birden ağzımdan “Merhaba” diye bir söz çıktı. Bu zamana kadar kimseyle konuşmaya çalışmamıştım. O sırada adını öğrendiğim Arel, 3 aydır bu hapishanedeydi ve birkaç saat sonra idam edilecekti. Nedenini sorduğumda yüzü bulutlandı. Benim Arel’le tanışmadan önceki halime çok benziyordu.
Arel 3 kişinin cinayetinden dolayı idam edilecekti. Daha on altı yaşında olmasına rağmen bir anneyi, bir babayı, birde doğmamış bir çocuğu öldürmüştü. O da anlayamamıştı olanları. Hepsi otuz otuz beş saniyede oluvermişti işte.
Üşümeye başlamıştı Arel. Ama benim soğukluğumdan değil, ölümün soğukluğundan. Birden apar topar onu götürdüler. Beni de elleri arasına almıştı, beraber gidiyorduk ölümü göğüslemeye. Upuzun, sessiz, kasvetli koridorlardan geçtik. Sonunda dışarıya çıkan kapıya gelmiştik. Dışarı çıktığımızda yüzünü örtmüş bir cellat, bir iki de insan vardı. Hala elinde sıkı sıkı tutuyordu beni. Arel’i tutan eller birden ona diz çöktürdüler. Burada Arel dışında hiç kimsenin yüzü yoktu. Onun kafasını tahtadan bir yere yatırmışlardı. Her şey birkaç saniyede bitmişti.
Gözümü açtığımda hala Arel’in parmakları arasındaydım. Ama artık eriyordum. Çünkü güç kaynağım yüzünü kaybetmişti. Sonunda o da yüzü olmayan adamlar arasına karışmıştı.

Kategorilerim

Online E-Devlet Hizmetleri

Devletim.com
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
ÖSYM Sonuçları
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi
Su Fatura Ödeme
Doğalgaz Fatura Ödeme

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı

Get your own Poll!

Oyunlar

Arama motorlarına kayıt, sunucu barındırma, hosting, co-location, webhosting